

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK BULGAR İLİŞKİLERİNE BİR BAKIŞ

TÜRK-BULGAR ORTAK KÜLTÜRÜ
Türkler ve Bulgarlar yüzyıllar boyunca birlikte yaşamışlardır.Osmanlılar Orta Asya ve Anadolu kültürünü Bulgaristan’a taşımışlardır.Türk kültürü doğal olarak yaşadığı bu coğrafyanın insanının ortaya koyduğu maddî ve manevî kültür ürünlerini etkilemiştir. Manevi etkiler, örf, âdet ve g eleneklerin yaşama geçirilmesinde kendini göstermiştir. Dil, edebiyat ve sanat ürünleri manevî etkilenmenin dışa vurumu biçiminde değerlendirilebilecek maddî etkilenmeyi yansıtmıştır.Bulgar halkının yaşama biçimleri, gelenek görenekleri, kültürleri Bulgaristan’da Türk dilinin yaygınlaşması ve Türk kültürüne ait eserlerin hızla inşa edilmesiyle değişime uğramıştır. Türklerle, Türk diliyle ve Türk kültürüyle iç içe yaşayan Bulgar halkı Türk kültüründen etkilenmişlerdir.Bugün birçok Türk atasözü Bulgar diline çevrilmiş ve kullanılmaktadır.Birçok Türk türkü ezgisini Bulgar şarkılarında görebilmekteyiz.Bulgaristan’da Türk kültürünün yöre halkına etkisinin en açık göstergesi onların dillerine girmiş Türkçe kelimelerdir. Bugünkü Bulgarcada,Türkçeden geçen dört-beş bin civarında kelime bulunmaktadır. Dildeki etkilenme sadece kelimeler ile sınırlı değildir; birçok deyim ve atasözleri de ortaktır. Diğer taraftan Türk kültürü, Bulgaristan’da yerli halkın kültürünü etkilediği kadar Bulgar kültüründen de etkilenmiştir.Osmanlı hâkimiyeti döneminde Bulgaristan’da birçok mimarî eser inşa edilmiş, edebiyat ve diğer sanat alanlarında faaliyet gösteren birçok sanatçı tarafından çok değerli eserler ortaya konmuştur. Bu durum Bulgaristan’da büyük bir kültürel olgunlaşmanın ve büyük bir kültürel birikimin meydana gelmesini sağlamıştır.Bulgaristan’daki Türk eserleri, Türklerin haklı olarak iftihar kaynağı olmasının yanı sıra, aynı zamanda bölgede yaşayan insanların ve insanlığın ortak mirası ve zenginliğidir. Bu itibarla söz konusu eserlerin korunması,aslına uygun bir şekilde restore edilmesi ve kullanılması için öncelikle Türkiye ve Bulgaristan ülkelerinin ilgili kurumlarının iş birliği içerisinde bulunmaları önem arz etmektedir. Uzun bir tarihî geçmişe sahip Türk ve Bulgar toplumları arasındaki kültürel etkileşimin sonucu, kültürel anlamda bazı izlerin kalıcı olduğu ve hâlen günümüzde Bulgaristan’da sürdürüldüğü görülmektedir. Nitekim bugün Bulgarlar ile Türkler bir araya gelseler aynı şeyleri yiyip içebilirler,aynı halk oyunlarını oynayabilirler ve aynı türkülere eşlik edebilirler.

Büyük Atatürk’ün ünlü özdeyişi “Yurtta Barış, Cihanda Barış” bütün milletleri refaha, saadete daha ileri uygarlık çağına yönelten, Türkiye'yi tam bir güven için çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıran bir temel ilkedir.Bu temel ilke çerçevesinde 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti komşu devletlerle diplomatik ilişkileri başlatmak çerçevesinde 1925'de Bulgaristan'la Dostluk Antlaşması imzalayarak iki devlet arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için ilk adımı atmıştır.24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması'na Bulgaristan sadece Karadeniz ve Boğazlarla ilgili bölümde katılmıştır. Türkiye Lozan'da yapılan görüşmelerde Ege denizine açılma konusunda Bulgaristan'a destek vererek ileriye dönük siyasal ilişkiler için önemli bir adım atmıştır.Türkiye 1923 Lozan Antlaşması sonrası Balkan ülkeleri ile dostane ilişkiler geliştirmeyi amaçlamıştır. Kurulan diplomatik ilişkilerde esas, savaş yıllarından kalmış olan sorunları çözüme kavuşturmak olmuştur. Balkanlar ise gerek varolan jeopolitik konumları gerekse Türkiye'nin bu bölgeyle olan tarihî ve kültürel bağları sebebiyle diplomatik ilişkilerde ön planda yer almıştır.Türkiye, 1923'den sonra Bulgaristan’la çeşitli antlaşmalar imzalayarak ilişkilerini kuvvetlendirmeye çalışmıştır Bulgaristan’la olan ilişkilerin artmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün I. Dünya Savaşı yıllarında Sofya'da ateşemiliter olarak görev yapması ve gerek Bulgar bürokrasisinin gerekse Mustafa Kemal'in Paşa’nın Bulgaristan'a karşı olan sempatisi de etkili olmuştur. Atatürk, Türk aydınlarıyla da sıkı temasta bulunarak, Türk azınlığın sorunlarıyla yakından ilgilenmiştir
Türk Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sona ermesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliğini, eğitim, kültür vs. alanda yapılan köklü değişiklikler ve elde edilen büyük başarıların Bulgar aydınları ve Bulgar halkı tarafından olumlu karşılanması elbette doğaldı. Bulgar halkına bu hususta bilgi veren ve reformları olumlu değerlendiren Bulgar aydınlarından birçoğu, söz konusu dönemde Bulgaristan devlet kurum ve kuruluşlarında, Bulgar Millet Meclisinde Milletvekili, bazıları Bulgar hükümetlerinde, Bakanlıklarda görev almış, Bulgaristan politikasının yönlendirilmesinde söz sahibi olmuş devlet adamlarıydılar. Onlar Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ilişkilerde önemli rol oynamışlardı.Eskiden, kendi yurdunda yaşamış olan azınlıklardan çok sıkıntılar çekmiş, çok ihanetler görmüş ve nihayet bu derde, memleketi baştan başa Türkleştirmekle nihayet verebilmiş olan, Türkiye, hiçbir yerde ve hususiyle Balkanlar'da bir karış toprak talebinde bile bulunmadığını resmen bütün dünyaya ilan etmiştir.Bulgaristan, bugün, Akdeniz'e götüren yolu elinde tutan ve dört tarafını saran komşularının oluşturduğu müşterek cephe içinde çok nüfuzlu bir rol oynayan bir devletle dostluk ilişkilerini geliştirmiştir.Barışa, sevgiye ve karşılıklı dostluğa çok fazla özlem duyduğumuz bugünlerde iki kardeş ve dost ülke günden güne kuvvetlenen dostluk ve samimiyetle, sıkı ekonomik, siyasal, kültürel işbirliği içinde geleceğe daha da güvenle bakacaklardır.
БЪЛГАРО-ТУРСКИТЕ ОТНОШЕНИЯ ПРЕЗ ПОСЛЕДНОТО ДЕСЕТИЛЕТИЕ НЕ ОСТАНАХА БЕЗПРОБЛЕМНИ
Елена Николова
Един от основните проблеми на ЮИЕ се крие в наличието на премного история в сравнително ограниченото демократично пространство на региона. Главно поради това и след промяната през 1989 г. противоречията на България със съседните й страни се преодоляват бавно и трудно. Едва през лятото на 1996 година например бе стартирана нова форма на всестранно сътрудничество в ЮИЕ за укрепване на мира и стабилността на всички страни от региона, вземаща предвид новите условия и изисквания, както на регионално, така и на европейско ниво. Едва 8 години след промените бе решен спора с Турция по статута на устието на река Резовска. Но освен историята, бавният процес на отстраняване на противоречията на Балканите се дължи и на различния етап на узряване на демокрацията и на развитие на икономиката в отделните държави. Погрешно се смята, че когато говорим за изоставане се имат предвид винаги новите демокрации /изключваме режима на Милошевич/. Напротив, известни и уважавани турски учени подчертават през 1999 г.: "В България днес има много повече демокрация, отколкото в Турция". При това те не визират само Кюрдския проблем. България няма друг съсед, в отношенията с който историята да е довела до наслояването на толкова много противоречия. Безспорно е, че османското робство и комунистическият режим са двата периода, оставили най-много негативи. Но подходът към анализирането на противоречията обаче е високотговорен акт, защото са чести случаите на изкривяване на историческата истина , devamını oku....

