|
DELİORMANLI ŞEHİT İDRİS
( 12 Nisan 1994 yılında TSK’nın Irak Çıkarması
sırasında Mezi Kampı baskınında PKK kurşunuyla
şehit olan öğrencim İdris Özgür’ün anısına)
Pirliköylü Nazile-Necmi çiftine
Alah’ın ilk ihsanıydı İdris bebek.
Deliorman denen Türk diyarında
Açmıştı dünyaya gözlerini
Ve orada öğrenmişti annesinden
Türkçenin en tatlı sözlerini…
Çok şirin bir bebekti İdris
Çok da zeki ve yakışıklıydı
Peynir gibi bembeyaz bir yüz
Ve sürekli gülen gözleri ışıklıydı…
Anaokulu, ilkokul, ortaokul derken
Fidan gibi serpiliverdi İdris
Büyük bir merakla okula giderken
Anadili kovulmuştu dersliklerden
Artık Bulagarca yapılıyordu tedris…
Orta okula geldiğinde
Birer bağlama aldı babaları
Küçük kardeşi İlhanla ikisine
Ve getirip teslim etti onları
Bağlama dilince konuşsunlar diye
Türkçe ve bağlama öğreticisine…
Yetenekli ve hevesli oldukları
Belliydi bütün hallerinden
Türküleri şerbet olup
Akıyordu adeta körpe dillerinden
Sanki ilham alıyorlardı
Deliorman’ın şakıyan bülbüllerinden.
Verilenleri su gibi içiyorlardı
Çalışırken kendilerinden geçiyorlardı.
Çok çalışıp az uyuyorlardı
Her gün yeni ezgiler öğrenip
Parmak parmak büyüyorlardı…
Böylece 1985’e gelindi
Ve bir gün bir gecede silâh önünde
Türklerin isimleri sicillerden silindi.
“Bulgaristan’da Türk yoktur!” dediler
“Sizin kökünüz Bulgardır” teranesiyle
Herkese yeni Bulgar adları verdiler.
Düşman kesilmişlerdi Türk kültürüne
Yasak kondu geleneğin her türüne
Türk adlarını kullanmak yasak!
“Yabancı dille konuşmak” yasak!
Türkçe türkü söylemek yasak
Türkçe gönül eylemek yasak
Türk’ü her adımda bekliyordu tuzak…
Beş yıl sürdü karanlığa gömülen hayat
Bin dokuz yüz seksen dokuz yılında
Türk hükümetince çözüldü fesat
Ana vatan kapılarını açmış
Bulgaristan Türk’üne “gel” diyordu
Zulümden kaçan soydaşlarına
Annelik ve babalık ediyordu…
İdris de düşüp göç yollarına
Atıldı anavatanın sıcak kollarına
Geldiğinde on altıydı yaşı
Horlanan, küçümsenen değildi artık
Türk yurdunda dimdikti başı
Özgürdü, sevinçliydi, gururluydu
Vatan sevgisiyle dopdoluydu.
Tekrar alarak gerçek adını
Tescil ettirdi Türk vatandaşlığını
Türkçeyi konuşuyordu özgürce
Bağlamasına bandırarak mızrabını
Türkü söylüyordu gönlünce
Özgürlüğün tadını çıkarmak için
Ailece aldılar ÖZGÜR soyadını.
Ev dikme derdindeydi ailesi
Yıllar tez akıp gidiyordu ama
Bitmiyordu göçmenliğin gailesi.
Fabrikaya gidiyordu annesiyle
İşten, çalışmaktan korkusu yoktu
Ama kiraya da alışık değillerdi.
Kendi evlerine taşındıklarında
Askerlik çağrısı da geldi kapıya
Çok sevinçliydi İdris, çok mutluydu
Eğridir’de eğitim görecek
Türk ordusunda hizmet verecekti
Örnek asker olacağından umutluydu.
Kampta komutanlarını pek sevmişti
Komutanlar da ondan memnundu.
Komando olmanın sırlarını
Silâh kullanmamın inceliklerini
Yiğitliğin, yardımlaşmanın yüceliklerini
Öğrenmeye adeta tutkundu.
İdris arttık yakışıklı bir komandoydu
1994 yılı nisanında kendini
Irak topraklarında buldu birliğiyle.
Mezi Kampı’na taaruz edilecekti
Helikopterle mevziye indirilirken
Mermi yağmuruna tutuldular.
Şanssızlar arasında İdris de vardı
Bir mermi boynuna saplanmış
Bir mermi de bağrını delmişti.
Düşman mermileri yağarken
Kan kaybından kendinden geçmiş
Şehadet şerbetini pek erken içmişti…
İdris sanki sezmişti şehit olabileceğini
Şöyle yazmıştı annesine savaş gerçeğini:
“Vatan borcu ödemeye geldim anne
Hasret acısı içime çöktü anne
Şehit olup bir gün çıkarsam karşına
Sakın arkamdan ağlama anne…”
Türkiye özlemiyle büyüyen İdris
Birliğinden olamadan terhis
Türk vatanı uğruna feda etti canını.
Deliorman’dan anavatana gelip
Ülke düşmanlarıyla boğuşurken
Yad ellerde akıttı masum kanını.
“Sakın arkamdan ağlama anne”
Diyordu Kınalı Kuzu annesine
Atalarımız sesleniryordu
Yüzyılların ötesinden:
“Ağlar ise anam ağlar
Kalanı da yalan ağlar…” diye
Anaların evlât acısı dinmez asla
Bağırları kor gibi yanar biteviye
Ama kınalı şehit kuzuları
Olurlar vatana en büyük hediye.
2008-2010
İsa CEBECİ
|